3 Aralık 2011 Cumartesi

Basit Bir Ev Kazası














Yıldız Hocam aradı dün akşam. Arada yapar öyle şeyler. Arar sorar yani. Bir kısmınız bilir Yıldız Hoca 'yla bir süredir Yaramaz Çocuklar blogunda beraber yazıyoruz. Bu sayede zaten iyi olan ilişkilerimizi bir adım daha öteye götürdük. Bende dün gündüz uykusundan yeni uyanmış yatakla cebelleşiyordum ki çalan telefona cevap verdim. Havadan sudan standart muhabbetlerden sonra tiyatroya davet etti beni. Tiyatroya gitmek, düzenli bir aktivite haline getirmeyi isteyip bir türlü başaramadığım bir şey. Dün akşam da arkadaşlarımla buluşacaktım ama yalnızlığıyla baş başa kalmış bir bayana hayır diyemezdim. Tiyatroya gitmek istediğimden değil yani. Maksat Yıldız Hocam yalnız kalmasın(canıma okuyacak bu cümleden sonra). Neyse işin şakası bir yana dün gece kendisi böyle bir güzellik yaptı bana. Zaten bir süredir tiyatroya gitmek istiyordum ama fırsat olmamıştı bir türlü. Nitekim kalkıp Basit Bir Ev Kazası oyununu izlemek için Şinasi Sahnesi 'ne gittim. Oyunun ikinci perdesinde Yıldız Hocam 'ın eşi de bize katıldı. İkisine birden teşekkürü borç bilirim. 

Günay Karacaoğlu 'ndan biraz bahsetmek gerekirse, kendisi televizyon ekranından oldukça aşina olduğumuz bir yüz aslında. Benim aklıma ilk gelen Yarım Elma dizisinde ki Gonca karakteri oldu mesela. Onun dışında Kahpe Bizans filminde de beğeniyle izlemiştim kendisini. 1971 yılında Kayseri 'de dünyaya gelen Karacaoğlu, tiyatro hayatına Müjdat Gezen Sanat Merkezi 'nde başlamış. Birçok dizi ve sinema filminde rol alan Karacaoğlu, kariyerine tam gaz devam etmekte. Kendi fikrimce, dünyaya sanki komedi oynamak için gönderilmiş. Bir yüz, bir insan komediye ancak bu kadar yakışır. 


GÜNAY KARACAOĞLU

2008 yılında seyircisiyle buluşan Basit Bir Ev Kazası 'nın Murat İpek yazmış. Kendisi aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de yapıyor. Dekor ve kostüm tasarımı için Barış Dinçel, müzikleri için ise Çiğdem Erken isimlerini okudum. Oyuna gelirsek, evliliğinde on beş yılı geride bırakmış bir ev kadınının hikayesini anlatıyor bize. Günay Karacaoğlu 'nun canlandırdığı karakterin adı Songül. Songül bu evlilik sürecinde yıpranmış, tükenmiş bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Aslında bunu yaşayan birçok kadının düşündüklerini, yapmak isteyip yapamadığı şeyleri, düşüncelerini anlatıyor bize bütün içtenliğiyle. 

Çok uzun yıllardan sonra tiyatroya ilk defa geçen sene gitmiştim. Uzun bir aradan sonra yine gittim dün ve kesinlikle çok başarılıydı. Tiyatroyu seviyorum, gitmek için imkanım var, daha kötü bir oyuna denk gelmedim ama neden gitmiyorum hiçbir fikrim yok. Oyunla ilgili fikrime gelirsek, çok beğendiğimi söyleyebilirim. Özellikle Günay Karacaoğlu 'nun seyirciyle iletişimi kusursuzdu. Oynadığı role çok yakışmıştı. Oyunun birçok yerinde oldukça güldüğümü söyleyebilirim. Gidip yerinde görmek lazım tabi. İzleme fırsatı bulduğum için şanslı sayılabilirim. Yazımı oyunda duyduğum çok güzel bir sözle bitirmek istiyorum: Evlendikten iki sene sonra "ne b.k yedim ben" e mantık evliliği denir. 

1 yorum:

  1. Bana ve eşime teşekkürü borç bilen sevgili Orhun'a ben de teşekkür ederim. Neden mi.. Nadir insanlar vardır, çok nadir. Alo dediğiniz an hadi dediğiniz an diğer planlar çoktan ikinci plan olur onlar için. Bu anlamda Orhun dün akşam benim için bendeki yerine sağlam cila çekti :) o her ne kadar hadi aman siz yalnız kalmayın gibi aktarmış olsa da, ben bilirim onu:) Oyuna gelince.. Tiyatroda gülmeyi de sevenler için kesinlikle gidilesi bir oyun. Hem eğlenceli hem de sahne çok başarılı. Günay Hanım'ın diyafram kontrolü müthişti. Hareketli bir oyun olmasına rağmen kimse onun nefes nefese kaldığını görmedi. İçerik de gayet hoştu. Tek bir nokta var takıldığım dekorda: Sobalı evde yaşamış olanlar bilir, tül çoraplar ince çoraplar sobaya asla asılmaz.. erir gider hepsi.:) İyi seyirler..

    YanıtlaSil