18 Şubat 2012 Cumartesi

Bir Delinin Hatıra Defteri


















Perşembe günü dersteyken telefonum çaldı. Baktım "Çağatay Yiğit" yazıyor. Çaça pek aramaz beni, arada sırada sadece. Eleman birkaç hafta önce Bir Delinin Hatıra Defteri 'ne bilet bulmuştu. Malum uzun süredir çok çabalamıyorum ama bu oyuna bilet kovalamam gibi bir gerçek var. Neyse perşembeye dönersek, derste olduğum için cevaplayamadım aramayı ve dersten sonra Çaça 'ya dönüş yaptım. Fazladan bir kişilik biletim var yarın benle Bir Delinin Hatıra Defteri 'ne gelir misin diye sordu. Reddedemeyeceğim bir teklif yapmıştı. Nitekim cevabı çok düşünmedim. Bu oyun için düşünüp fazladan bileti için beni arayan Çağatay 'a teşekkürü borç bilirim. Oyuna gideceğimi öğrendiğim gece kabus gördüm bunun üzerine. Oyunda Erdal Beşikçioğlu yerine başkaları oynuyor, birileri beni zorla dışarı çıkarıyor, geri döndüğümde oyunun sonuna yetişiyorum ama Beşikçioğlu seyirciyi selamlamadan koşarak gidiyor gibi şeyler. Neyse ki bir problem çıkmadı ve oyunu izlemiş olduk.




Bir Delinin Hatıra Defteri son dönemin en gözde oyunlarından bir tanesi. Erdal Beşikçioğlu 'nun Behzat Ç. dizisi ile birlikte tam bir fenomene dönüşmesi bunun en büyük sebebi diye düşünüyorum. 2008 yılından beri Ankara Devlet Tiyatroları 'nda Erdal Beşikçioğlu tarafından oynanan bu oyun, özellikle son bir yılda inanılmaz talep görüyor. Behzat Ç. hayranlığımdan sonra Bir Delinin Hatıra Defteri 'ni izlemeyi çok istiyordum ama oyun sürekli kapalı gişe oynadığı için fırsat olmamıştı. Dün, gün benim günüm diyerek oyuna gittim ve Behzat Amir 'imi kendi mekanında, farklı bir karakterle, canlı haliyle izlemiş olduk. Yalan değil, ben bunca zamandır bu oyunu görmeyi bu kadar istiyorsam bunun sebebi Behzat Ç. 'dir.




Bu oyunu arka planında yer alan isimlere gelirsek, Bir Delinin Hatıra Defteri 'nin yaratıcısı, yani yazarı Nikolay Vasiliyeviç Gogol. Oyunlaştıran Sylvie Luneau ve Roger Coggio. Oyunu dilimize çeviren isim ise Coşkun Tunçtan. Cem Emüler 'in yönettiği oyunun dekor-giysi tasarımı Sertel Çetiner, ışık tasarımı Seyhun Ayaş ve Zeynel Işık, müzik-ses-efekt tasarımı ise Tayfun Gültutan tarafından yapılıyor. Tek kişilik oyunun yegane yıldızı Erdal Beşikçioğlu ise aynı zamanda oyunun yönetmen yardımcısı.




Oyun söylediğim gibi tek kişilik ve bu karakterin ismi Aksenti Ivanoviç Popriçin. Popriçin, Beşikçioğlu ile hayat bulan karakterin ismi elbette. Sahne amiri-kondüvit kutucuğunda Yunus Daştan ismi mevcut. Sahnenin dekor sorumlusu Seyit Şahin, ışık kumanda kısmı Kemal Koyuncu ve Mustafa Bal, aksesuar sorunlusu Ali Eroğlu isimlerinden oluşuyor. Tiyatroyla çok iç içe olmadığım için bu isimlerin önemli bir kısmı aşina olduğum isimler değil elbet. Ama bilmekte ve yazmakta fayda var.




Dün gece, oyuna dair bir kitapçık aldım salondan. Benimle birlikte oyunda bulunan pek çok kişide aldı aynı kitapçıktan. İçinde Feray Kara 'ya ait bir yazı var ve o yazının içinde oyunun konusunu anlatan güzel bir paragraf var. O yazıyı aynen yazıyorum buraya. Konuyu kendi cümlelerimle daha iyi ifade edemeyeceğime eminim çünkü. 




"Bir Delinin Hatıra Defteri Gogol 'ün en güzel kısa hikayelerinden birisi olarak nitelendirilir. Hikaye, Çar 1.Nikolay 'ın baskıcı devrinde yaşamış küçük bir devlet memurunun hayatı üzerine merkezlenir. Günlük formatında yazılan hikaye, baş kahraman Popriçin 'in deliliğe doğru gidişini anlatır. Yaşadığı sıkıcı ve tekdüze hayata bir de müdürünün kızına duyduğu aşk eklenince içinde bulunduğu girdap iyice büyür. Aksenti Ivanoviç Popriçin 'in baskıcı sisteme boyun eğmeme çabaları ve yaşadığı psikolojik gel-gitler kendisini İspanya Kralı sanmasına kadar devam eder ve akıl hastanesine kapatılmasıyla son bulur. Bu nedenle Bir Delinin Hatıra Defteri en eski ve en kapsamlı şizofreni tanımını içeren hikayelerden biridir."




Oyun ortada yer alan bir sahneden oluşuyor. Seyirci koltukları çember şeklinde sahnenin etrafına dizili durumda. Erdal Beşikçioğlu, bir vincin üzerinde oynuyor bu oyunu. İşin enteresan kısımlarından bir tanesi, vinci kendi yönlendiriyor olması. Yükselme, alçalma, sahnenin etrafında dönme gibi her hareketi kendisi elindeki kumandayla kontrol ediyor. Yani anlayacağınız, klasik bir tiyatro oyunundan ziyade, Erdal Beşikçioğlu 'nun tek kişilik şovu gibi bir şeyler izliyorsunuz. En azından ben öyle hissettim. Atlama, zıplama hiç eksik değil oyunda. Bir anlık dalgınlıkla ciddi sakatlanmalara sebep olabilecek hareketlerden bol bol var. "Helal olsun" dan başka söyleyecek bir şey bulamıyorum.




Beklentilerim kısmından bahsedersem, sonuna kadar çatır çatır bütün beklentilerimi karşıladı Bir Delinin Hatıra Defteri. İnsanların bu oyunu neden defalarca kez izlediğini anlamak zor olmadı oyundan sonra. Kusursuz bir oyuncu seyrettim sahnede. Sen yine ne yaptın bize Behzat Amirim diye bağırasım geldi oyundan sonra. Sahnede o kadar iyiydi ki, oyunun konusuna adapte olamadım. Oyunun ne anlattığı parça parça aklımda ve bütünlük kurmayı başaramadım. İşin açığı bunun için pek uğraşmadımda. Gerek duymadım çünkü. Zaten sahnede beni tatmin eden mükemmel bir şeyler vardı ve başka bir şeye gerek duymadım. Erdal Beşikçioğlu kesinlikle mükemmel bir oyuncu. Tek kelimeyle mükemmel.




Bilet bulmak çok kolay değil farkındayım ama sınırları zorlayın ve bu oyunu izlemek için her şeyi yapın. Size tek tavsiyem bu. Erdal Beşikçioğlu 'nun bizden biri olmadığına inanmak için oldukça yeterliydi oyun. Bir Delinin Hatıra Defteri, bugüne kadar izlediğim en iyi tiyatro oyunuydu. Kaç tane oyun izledin zaten diyenler haklıdır, bir elin parmaklarından belki birkaç tane daha fazladır izlediğim oyun sayısı. O zaman bende şöyle tanımlarım: Bugüne kadar tanık olduğum en mükemmel şeylerden biriydi. Gidin ve izleyin. Tek diyebileceğim bu sizlere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder