4 Nisan 2012 Çarşamba

Game of Thrones



Dizilerle pek aram yoktur. Elliden fazla yazı yazdım bloga bugüne kadar ve yazdığım tek dizi yazısının Behzat Ç. olması bunu anlatmaya yeter diye düşünüyorum. Lost ile birlikte başlayan yabancı dizi izleme çılgınlığına henüz kapılmadığımı söyleyebilirim. İzlenecek o kadar çok film var ki bir gün başına oturup bir sürü dizi izlememe sıra gelecek mi bilmiyorum. Bunların arasında birkaç denemem olmadı değil elbette. Lise yıllarımda benimle akran Amerikalıların hikayesini anlatan One Tree Hill 'i 6 sezon ilgiyle izlemiştim. How i Met Your Mother 'ı 15 bölüm kadar izleyip keyif alamamıştım(Bu dizeden benden başka keyif alamayan başka kimse görmedim). Bunlardan sonra geçen sezon diğer bir denemem Game of Thrones olmuştu. O kadar çok adından bahsedildi ki en azından denemek gerekiyordu diye düşünmüştüm. Sadece 10 bölümden oluşması, yani çok fazla vaktimi almayacak olması beni buna ikna eden en önemli sebeplerdendi. Nitekim 10 bölümlük ilk sezonu seyredip çok beğendim. Oldukça uzun bir bekleyişten sonra geçtiğimiz günlerde 2. sezonun ilk bölümüne kavuştuk. Görünen o ki dizi ilk sezon heyecanından hiçbir şey kaybetmeden tam gaz devam ediyor. Bu kadar keyif aldığım bir şeyden bahsetmenin zamanı gelmişti diye düşünüyorum.

Dizi bir kitaptan uyarlama. Bu aralar gözünüzün çarptığı her listede Bestseller olarak görmeniz kuvvetle muhtemel ve olası. Kitabın popülaritesi ne durumda bir fikrim yok ama dizi ile birlikte en azından Türkiye 'de tavan yaptığı aşikar. Kitabın yazarın George R. R. Martin. Eğer Wikipedia beni yanıltmıyorsa okuyucusuyla 1996 yılında buluşmuş ve üzerinden 15 sene geçtikten sonra dizi olarak çekilmiş. Kitabı okumadığım için karakterler olsun, olaylar olsun, dizinin akışı olsun asıl hikaye ile ne kadar tutarlı yorum yapamıyorum. Okuduklarıma bakılırsa fena durumda değil gibi görünüyor ama bu yorum için kitabı kendim okumayı tercih ederim. Kitabı ilk fırsatta edinip okuyacağım. Onun yazısını yazarken bu durumdan detaylıca bahsederim diye düşünüyorum.

Hikaye gerçek dünyada geçmiyor. Aslında gerçek dünyayla benzerliği bulunan hikayede olağanüstü bazı durumlar olmasa çokta ütopik durmuyor denebilir. Doğru tanım olur mu bilmiyorum ama bundan birkaç yüzyıl önce dünyanın hiç görmediğimiz bir yerinde geçen bir hikaye gibi duruyor desem çok abartmış olmam sanırım. Hikayeyi kısaca özetlemek gerekirse: ortada bir krallık ve buna sahip olmak isteyen topluluklar var diyebiliriz. Bu uğurda oyun içinde oyun, ihanet, yalanlar kısacası ne ararsanız var. Bu krallığı isteyen toplulukların ise farklı özellikleri, farklı karakterleri var. Yalnız, hikaye buradan anladığınız üzere kılıçlarla, kalanlarla, oklarla bir savaşın içinde geçmiyor. Daha politik olgular var ve bence bu durum Game of Thrones 'u orjinalleştiren sebep.

Dizinin akışına dair bir şeylerden bahsetmek istemiyorum çünkü kesinlikle spoilerdan çok uzak izlenmesi gerekiyor. Olur ya bu yazıyı okuyup "bir bakayım bende nasıl bir şeymiş acaba" diye düşünür izleme kararı alırsanız diziye dair bir şeyler okumaktan uzak durun. Çünkü Game of Thrones 'a dair hemen her yazıda spoiler mevcut. Aslında anlatılacak çok fazla şey var ama neresinden tutsam hikayenin bir kırılma noktasına bağlanıyor ve oldukça nadiren yazdığım dizi yazılarından birini istemeyerek kısa kesmeyi tercih ediyorum. Paragrafların arasını güzel güzel resimlerle süsleme hevesim bile kursağımda kaldı diyebilirim. Ama olsun böylesi daha iyi. Gizemli olan bazen daha caziptir. Yapımın künyesinden bahsetmek çok gerekli değil fikrimce. Çünkü söz konusu yabancı yapım bir dizi olduğu için isimlere çok aşina değilim. Sadece başrol kutucuğunda The Lord of The Rings 'in Boromir 'i Sean Bean var desem yeterli olacaktır. Tabi eğer diziyi izlemek için oyuncular sizi ilgilendiriyorsa.

Uzun lafın kısası beni bile bağlamayı başarmış bir dizi Game of Thrones. Vakit kaybetmeden izlemeye başlayın. Bloglardan takip ettiğim kadarıyla geçen sezonun en beğenilen dizisi diyebilirim. Pek çok kişi bu fikrime katılacaktır. Olur ya izleme kararı alırsanız, şimdiden iyi seyirler hepinize.  

1 yorum:

  1. Kitaplarını mutlaka okuyun derim, ben kitabı okuyup diziyi sonra seyrederek süper keyif alıyorum. Öncelikle kitapların çevirisi çok güzel, orjinalden çevirirken kaybolacak hiç bir anlam kaybedilmemiş. Her zaman kitaptan yapılan film-dizilerin kötü olduğuna inanırdım taa ki Harry Potter serisi ve Game of Thrones a kadar. Sanırım bu başarılarının arkasında yazarların senaryo üzerinde nihai kararları almalarına verilen izin yatıyor.

    10 bölümcük göz açıp kapayana kadar sömürülecek,en üzüntü verici kısmı bu. Bende yazmıştım ama kitapları, az spoiler içeren bir yazıdır.

    http://kitap-evi.blogspot.com/2012/01/buz-ve-atesin-sarks-ii-taht-oyunlar-2.html

    YanıtlaSil