28 Ekim 2012 Pazar

Biutiful


















Dilâ Hanım 'ın kısa öyküsünü yazdığım son yazımı saymazsak yine çok açtık arayı. Gereksiz birçok şeyin peşinde koştuğumu düşündüğüm birkaç ayı geride bıraktım ve verdiğim birkaç önemli karar ile günler sonra ilk defa nefes aldığımı hissediyorum bugün. Biraz dizi seyrettim, biraz kitap okudum, bir film izledim ve şimdi o filmi yazmak için buradayım. Blog benim için çok fazla şey ifade ediyormuş bunu anladım. Neyse bu trajediye bir son veriyor ve filme geçiyorum. Biutiful 'u seyrettim ben bugün. Film 2010 yılına ait ve o dönemde oldukça ses getirmişti aslında ama izlemek bugüne kısmetmiş. Filmi çok beğendim ve izlediğiniz zamana bağlı olarak üzerinizde iz bırakabilecek kadar etkili bir dram olmuş aslında. Anlatalım bakalım neymiş olayı. 

Ünlü Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu filmin yönetmenliğini üstlenmiş. Inarritu 'dan biraz bahsetmek gerekirse, 1963 doğumlu ve çok uzun olmayan yönetmenlik listesinde önemli filmler bulunduruyor. Geride bıraktığı Babel, Amores Perros, 21 Grams gibi oldukça ses getirmiş filmleri var ve bu filmlerde isimleri oldukça dikkat çeken oyuncularla çalışmıştı. Kendi tarzını önemli ölçüde filmlerine yansıtmayı başaran yönetmenin 2007 yılında Babel filmiyle Oscar 'a gittiğini de hatırlatalım. Son olarak 2010 yılında çektiği Biutiful ile adından oldukça söz ettirmişti.


ALEJANDRO GONZALEZ INARRATU


Filmden bahsetmek gerekirse 2010 yılında yapılan Biutiful, 2011 yılında En İyi Yabancı Film Oscar 'ına aday olmuş fakat Incendies filminin de adaylar arasında bulunduğu listede ödülü Danimarka yapımı In a Better World filmine kaptırmıştı. Yönetmen koltuğunda oturan Inarritu aynı zamanda filmin senaristlerinden de bir tanesi. Filmin başrolünde ise Javier Bardem ismini görüyoruz. Kendisinden ayrı bir paragrafta bahsedeceğim ama yine aşmış bir performans gösterdiğini söylemek mümkün.

Senaryoya gelirsek, Uxbal(Javier Bardem) kanser olduğunu öğrenmiş ve önünde çok kısa bir ömrü kalmış iki çocuk babası bir adamdır. Karısından daha önceleri boşanmış olan Uxbal 'ın yaptığı iş ise ülkede bulunan mültecilere iş ayarlayıp bundan payını almaktır. Bir yandan sorunlu eski karısı, bir yandan kendi hırslarının peşinde koşan erkek kardeşi ile de uğraşmak zorunda olan Uxbal, kendisi öldükten sonra çocuklarının ne olacağının çaresizliği ile ne yapacağını bilemez vaziyettedir.




Anlatacaklarımı gelirsek, Alejandro Gonzalez Inarritu 'ya ait izlediğim dördüncü filmdi Biutiful ve tarz olarak diğerlerinden biraz daha farklıydı. İzlediğim ilk üç filmi olan Babel, Amores Perros ve 21 Grams 'te birleşen hayatlar teması üzerinde durmuş ve kurguyu birbirine kronolojik olarak takip eden sahnelerle sağlamamıştı. Biutiful 'da ise kurgu kronolojik ilerliyor ve arka arkaya devam eden sahneler zaman olarak da birbirinin devamı şeklinde. Bir diğer fark ise senaryoyu ve filmi tek bir karakter üzerinden yükseltmesi ve bunun için Javier Bardem kesinlikle kusursuz bir seçim olmuş.

Javier Bardem ile ilk olarak Before Night Falls filminde tanışmıştım. İlk Bardem filmiydi izlediğim ve performansı mükemmeldi. O filmle gösterdiği performans Akademi 'nin de gözünden kaçmamış ve törene En İyi Erkek Oyuncu adaylığıyla gitmişti. Before Night Falls filminde Johnny Depp, Sean Penn, Olivier Martinez gibi oyuncularla birlikte çalışma şansı yakalayan Bardem 'in uluslararası anlamda ün kazanması da bu film sayesinde olmuştu. Oynadığı pek çok filmde gösterdiği performansla parmak ısırtan Bardem, takvim yaprakları 2007 yılını gösterdiğinde No Country for Old Men filmindeki psikopat katil karakteri ile rüştünü ispatlamıştı.




Biutiful filminde oynadığı Uxbal karakteri ise bir hâyli zor bir karakter. Zaten bütün filmin üzerinden döndüğü karakter olduğunu söylemek bunu anlatmak için yeterli. Çünkü tek karakterin sırtında yükselen senaryolar o karaktere hayat veren oyuncuyu her zaman daha önemli yapar. Uxbal karakterinin Bardem ile geldiği noktayı anlatmam gerekirse tek kelimeyle şov yapmış diyebilirim. Kesinlikle harikaydı ve Javier Bardem 'in bugüne kadar izlediğim en yakışıklı hâliydi.

Kısacası izlemek için oldukça iyi bir seçim Biutiful. İnarritu ve Bardem 'e çok yabancı olmayan biri olarak film biraz farklı bir tat içeriyordu diyebilirim. Bardem 'in müthiş performansı, güzel bir senaryo ve usta bir yönetmenle oldukça başarılı bir film olmuş. Uzun süre sonra şöyle oturup yeni bir film izledim ve gayet başarılı bir seçim yaptığım için mutluyum.




Bir süredir yoktum buralarda ve bu süreçte Genç Adam 'ın benim için ne kadar önemli olduğunu anladım. Bu blog benim için çok önemli ve bazı hırsların uğruna buradan uzak kaldığım günler adına çok üzülüyorum. Yazmaktan hoşlanan yaramaz çocuklar adına keşke o kadar zamanı kaybetmemiş olsaydım. Tekrar görüşmek üzere, iyi seyirler hepinize. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder