20 Ekim 2012 Cumartesi

Makedonya 1900(Dilâ Hanım)

Hayatımda hiç olmadığı kadar yoğun günler geçiriyorum ve bu durumdan her zaman olduğu gibi film izleme, kitap okuma gibi alışkanlıklarım da nasibini alıyor. Bir aydan uzun süredir ne film izleyebildim ne de kitap okuyabildim. Dilâ Hanım hayranlığımı pek çoğunuz bilir. Hatta şu günlerde günümüze uyarlanmış bir dizisi çekiliyor. Henüz ilk bölümde Dilâ Hanım 'ın bir İstanbul Hanımefendisi olduğunu görünce şansımı daha fazla zorlamadım. Hayranlık sebebim olan 1977 yapımı filmin başrollerinde ise bildiğiniz üzere Kadir İnanır ve Türkan Şoray oynuyor. Sinema tarihimizin en iyi çifti bence ve en iyi filmleri Dilâ Hanım. Selvi Boylum Al Yazmalım, Devlerin Aşkı, Kara Gözlüm gibi diğer fenomen filmlerinin yanında birkaç adım önde olduğunu düşünürüm hep. Necati Cumalı 'nın Makedonya 1900 isimli öykü kitabından bir kısa öyle Dilâ Hanım ve filmde o öyküden uyarlama. Şimdiye kadar okumak nasip olmamıştı ama ben bütün kitabı okumasam bile öyküyü okudum bugün. Genç Adam 'a bir şeyler karalamak için iyi bir fırsat sanki ve şimdi buradayım.


NECATİ CUMALI

Necati Cumalı 1921 yılında Florina 'da doğmuş ve öyküye bakılırsa yazarlık yaşamı bu Balkanlar 'a ait kökeninden biraz nasibini almış. Zaten Dilâ Hanım 'ı barındıran kitabın isminin Makedonya 1900 olması bu durumu biraz açıklar gibi. Cumalı 'ya ait herhangi bir eseri daha önce okuma fırsatım olmamıştı. Kendisine dair bildiğim ayrıntılar ise öykü, deneme, roman gibi pek çok dalda eser vermiş olduğu. Kısacası edebiyatın pek çok dalına katkıda bulunmuş önemli bir isim kendisi. Kitabı okumam için bana veren Gözde, Necati Cumalı 'nın benim tarzıma pek uygun olmadığını söylemişti ve ben öykünün hemen başında yer alan betimlemeleri görünce ne demek istediğini anlamış oldum. Betimlemenin çokluğundan pek haz etmem, doğrudur. Cumalı, hayata gözlerini yumduğunda İstanbul 'da imiş ve takvim yaprakları 2001 yılını gösteriyormuş.

Öykü, tıpkı filmde olduğu gibi kocasının katili Rıza Bey 'i öldürmek isteyen Dilâ Hanım 'ın gönlüne ferman dinletemeyip Rıza Bey 'e kalbini kaptırmasından bahsediyor. 1977 yılındaki film o zamanki şartlara uyarlanmış elbette. Örneğin; Rıza Bey 'in sürekli İstanbul 'da bulunması gibi ayrıntılar hikâyenin orjinalinde bulunmuyor. Uyarlamanın kalitesi önemli tabi. Kitabı mükemmel yansıtmışlar diyemem ama filmine aşık olduğum bir hikâye ve filmi pek gerçekleri yansıtmıyor diyemeyeceğim. 

Her ne kadar Necati Cumalı 'nın çok tarzım olmadığını anlamış olsam bile ve başka eserlerini okumak için kendime söz veremesem bile, Dilâ Hanım 'ın esas hikayesini okumak bir hayli keyifliydi. Bu konuyla ilgilenir öyküyü bir ara okur musunuz bilmiyorum ama her Dilâ Hanım hayranının Necati Cumalı 'ya borcudur bence bu öyküyü okumak. Zaten 30-40 sayfalık bir öykü ve sıkılsanız bile, sevmeseniz bile - ki bence böyle bir ihtimal yok çünkü öykü de çok güzeldi - en azından merakınızı gidermek için sizi çok zorlamayacaktır. Ne diyordu Kadir İnanır filmde: "yayla çorbası istiyorum, bol naneli olacak."  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder