17 Kasım 2012 Cumartesi

Skyfall













Bond 'u izlemeye gittik bakalım bu sefer neler yapmış diye. Skyfall bizim için biraz daha farklıydı tabi. Malum İstanbul 'da, özellikle Kapalıçarşı 'da çekilen sahneler çok uzun süre haber bültenlerimizi meşgul etmişti. Her Bond filminde olduğu gibi Skyfall 'da da heyecan durumumda pek hareketlenme olmadı ama birader ısrar edince ve ben söz vermiş bulununca gidip yerinde gördük James Bond 'u. Bond efsanesinin bende yıllardır ateşleyemediği heyecan duygularını Skyfall 'dan sonra da harekete geçirdiği söylenemez.

Filmin yönetmenliğini Sam Mendes yapıyor. Mendes 'i American Beauty, Road to Perdition gibi önemli filmlerden hatırlamak mümkün. Road to Perdition 'ta da Daniel Craig ile birlikte çalışmışlardı. Başrole gelince nam-ı değer James Bond rolünde bildiğiniz üzere Daniel Craig var. Onun dışında Judi Dench bize yine merhaba derken Javier Bardem ve Ralph Fiennes 'te filmin güzellikleri olarak dikkat çekiyor. Soundtrack adına Adele 'in mükemmel sesinden Skyfall isimli harika bir şarkı dinlemeniz mümkün.


SAM MENDES


James Bond 'tan biraz bahsetmek gerekirse İngiliz gazeteci ve yazar Ian Fleming tarafından yaratılmış bir ajan karakteri kendisi. Bu karakteri yarattığı zaman muhtemelen sinema tarihinin en uzun soluklu ve en popüler karakterlerinden birine de hayat verdiğinin farkında değildi. Kendi adıma James Bond olayından çok haz etmiyorum ama beyaz perde adına ayrıksı bir yeri olduğu tartışılmaz sanırım. Sean Connery ile başlayan efsane şu an Daniel Craig ile devam ediyor. Günümüzde geldiği son noktada ise artık yüksek bütçeli oldukça ses getiren yapımlar olarak dikkat çekmekte.

Peki James Bond kimdir? "I am Bond, James Bond" repliği sinemayla ilgilenen her kulağa aşinadır. Şu an atladığım başka bir örnek var mı bilmiyorum ama sanırım sinemanın en popüler karakteridir. Takım elbisesiyle oradan oraya atlar, zıplar, düşer, kalkar ve bütün bu kovalamacalar sırasında ayağında kundura vardır. Teknolojinin bütün nimetlerinden sonuna kadar faydalanır. Cep telefonuyla kullanılabilen araba, parmak izi tanımlı tabanca vs. bu teknolojik ürünlere örnek olabilir. Bond sert bakışlıdır, karizma tavandır, içmeye bayılır, kadınları sever. Ayrıca 007 gibi dillere pelesenk olmuş bir de kodu bulunur. Yani bu durum onu 007 James Bond yapmaktadır.




James Bond 'un her filminde mutlaka görülmek istenen ayrıntılar vardır ve aslında bu ayrıntıların başarısı oranında filmin başarısı değerlendirilir. Sanırım bunlardan en önemlisi Bond Kızı 'dır. Her filmden önce merak, film esnasında hayranlık, filmden sonra tartışma yaratır Bond Kızı. James Bond 'un aksiyon hâlindeyken en büyük yardımcısı genelde Bond Kızı olur. Yani en azından benim izlediğim birkaç Bond filminde öyleydi. Arabalar önemlidir ki eğer bilgi eksikliğim varsa affedin, sanırım bu konuda da Aston Martin 'in bir olayı vardı. Ama dünyaya gelmiş arabalara karşı en ilgisiz erkeklerden bir tanesi olduğum için otomobil konusunda hata yapma ihtimalim kuvvetle muhtemel. Aston Martin nereden aklımda kalmış onu hiç hatırlamıyorum. Daha fazla uzatmadan "adam iyi arabalara biniyor" deyip geçiyorum. Bir de sanırım şu seyahat olayı biraz dikkat çekici. 007 'nin dünyada ayak basmadığı kaç tane ülke kalmıştır bilemiyorum.

Skyfall 'a gelince beklentilerim çok düşük gittiğim için bir hayal kırıklığından bahsedemem. Aslında filmin senaryosuna dair birkaç ciddi eleştiri bile sunabilecek durumdayım ama James Bond 'a genel bir bakış attığım şu yazıda olumsuzluklardan bahsetmek istemedim nedense. Film İstanbul 'da bir takip ile başlıyor. James Bond, MI6 'nın ele geçirmesi gereken bir listenin peşindedir ve olaylar gelişir.




İstanbul konusundan bahsedersek, açıkçası ben beğendim sahneleri. İstanbul 'un ve ülkemizin tanıtımı açısından önemliydi. Sonuçta James Bond 'un popülaritesini tartışmaya gerek yok ve bence İstanbul güzel yansıtılmış. Tinker Tailor Soldier Spy 'dan sonra Skyfall 'da da Türkçe konuşmalar, kendi insanımızı ve kendi topraklarımızı görmek güzeldi. 

Daniel Craig ise James Bond karakterine iyiden iyiye bürünmüş. Sarışın Bond mu olurmuş konuşmalarını geride bırakmayı başarmış gibi görünüyor. Bakışları bile eskisine göre çok farklı. Ben karizma konusunda gördüğüm en iyi James Bond 'un Pierce Brosnan olduğunu düşünsem de Daniel Craig 'te olayı benimsemiş gibi. Nitekim bütün eleştirilere rağmen yapımcıların, yönetmenlerin ve seyircilerin bir sıkıntısı olmasa gerek ki üçüncü filmi geride bırakmayı başardı.




Tabi bu arada Ralph Fiennes ve Javier Bardem 'i de gördük Skyfall 'da. Birkaç hafta önce de Biutiful 'u yazmıştım ve yakın aralıklarla Bardem 'e ikinci tur oldu bu. Kesinlikle fark yaratmış bir oyuncu ve filmdeki rolün altından da harika kalkmıştı. Adam adeta oyuncu olmak için yaratılmış ve oynadığı karakter nasıl bir şey olursa olsun döktürüyor tek kelimeyle. Dalga geçen kötü adam karakterinde de yine şahaneydi ve sanki biraz Joker havası verilmek istenmiş yazılan karaktere.

Sonuç olarak bir 007 James Bond 'u daha geride bırakmış olduk. Dediğim gibi benim Bond ile aram pek yoktur ve bu yüzden filme bir beklentiyle gitmedim. Çerez niyetine iyi vakit geçirebilmek için kendinize bir iyilik yapabilirsiniz. Ne de olsa o Bond, James Bond.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder