13 Şubat 2013 Çarşamba

Dolores Claiborne















Tatilin tam anlamıyla gelmesiyle kültürel aktivitelere hız verdik elbet. Bundan şu an için tiyatro oldukça nasibini almış olacak ki yine bir oyuna gittim ve ilk defa arka arkaya iki tiyatro oyunu yazıyorum size. Dolores Claiborne 'u izledim. Oyuna giderken beni kırmayıp eşlik eden arkadaşım Ceyda 'ya teşekkürlerimi yolluyorum. Ankara Devlet Tiyatrosu 'nun bir diğer oyunu Dolores Claiborne ve ilk gösterimini geçtiğimiz Aralık ayında yapmış. Yani henüz yeni bir oyun diyebiliriz. Biraz anlatalım bakalım ne varmış ne yokmuş. 

Stephen King 'in romanında uyarlama Dolores Claiborne ve David Joss Buckley tarafından oyunlaştırılmış. Çevirisini Sinemis Candemir yapmış ki kendisinin aynı zamanda ilk çevirisi. Oyunu sahneye koyan yönetmen ise Hakan Çimenser. Oyuncu kadrosu ise Tolga Çiftçi, Serap Sağlar, Tolga Tuncer, Fulya Koçak Yeşilkaya, Deniz Gökçe Kayhan ve Ahsen Mutlu 'dan oluşuyor. Dolores Claiborne 'nun yönetmenliğini Taylor Hackford 'un üstlendiği 1995 yapımı bir sinema filmi bulunduğunu da belirtelim. 


STEPHEN KING
  

Bir sorgu sahnesi ile başlıyor oyun. Dolores Claiborne(Fulya Koçak Yeşilkaya) evinde yardımcılığını yaptığı Vera Donovan(Serap Sağlar) 'ı öldürmek ile suçlanmaktadır. Sorgusunu yapan polis Garrett Thibodeau(Tolga Çiftçi) 'ya bütün geçmişini ayrıntılarıyla anlatmaya başlar ve biz bu sayede Dolores 'in kızı Selena(Deniz Gökçe Kayhan) ve kocası Joe(Tolga Tuncer) ile birlikte geride bıraktığı ciddi travmalarla dolu hayatına ortak oluruz.

Benim fikirlerim gelince kıyaslama yapmak istemiyorum. Hatta unutmadığım sürece bundan sonra hiçbir tiyatro oyununu başka bir oyunla kıyaslamayacağım. Oyunculuklarla ilgili bir şey söylemeli miyim ona emin olamıyorum çünkü hiç başarısız tiyatro oyuncusu görmedim sahnede bugüne kadar. Erdal Beşikçioğlu 'nun Bir Delinin Hatıra Defteri 'ndeki performansı ve onun gibi örnekler belki biraz kopuk olarak değerlendirilebilir ama genel olarak herkes sahnede hakikaten çok iyi. Ama Dolores Claiborne adına Vera karakterini oynayan Serap Sağlar oyunun aksiyonu açısından biraz fark yaratmıştı sanki. Dolores karakteri ön planda ve oyunun başından sonuna kadar var ama Vera 'nın var olduğu sahneler dikkat çekiciydi. 








Dolores Claiborne 'u iyi yapan en önemli unsur sahne dekorunun interaktifliği olsa gerek. Oyuna odaklanmak için kusursuz bir dizayndı ve gerçekten ciddi emek sarf edilmiş. Sahnedeki dekora bağlı o hareketlilik ve bu hareketliliğe bağlı olarak dekor ve sahne değişimleri için ara verilmiyor oluşu oyunu canlı ve diri tutan çok önemli bir ayrıntıydı. Ama dairesel biçimde dönen o zemin oyuncuları bir hayli yormuştur sanırım. Ama seyirci koltuğundan keyifli göründüğü kesin.

Tekin Akmansoy 'u unutmamışlardı ve oyun başlamadan önce Serap Sağlar sahneye çıkarak saygı duruşuna davet etti seyircileri. Yattığı yerde rahat uyusun, söylenecek çok fazla bir şey yok. Konumuza dönersek -ki hayat devam ediyor yapacak bir şey yok-  Dolores Claiborne bugünlerde sizin için iyi bir seçim olabilir. Ankara 'yı sevmek için bu kültürel aktivite çeşitliliği bile yeterli bir sebep. Ankara 'yı sevmeyi başaramayıp siz orada nasıl yaşıyorsunuz diyen İstanbul insanlarına verecek çok fazla cevabımız var. Konuyu da buraya nasıl getirdiğime gelince işte onu hiç bilmiyorum. 

2 yorum: