misafir yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
misafir yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2012 Pazar

A Clockwork Orange(1971)



A Clockwork Orange, ne istediğini değil de ne istemediğini bilen yönetmen Stanley Kubrick 'in zirve filmi. Film, Kubrick 'in münzevi hayatının dışa vurumu, Malcolm McDowell 'in yükselişi ve çakılışı, oynamak için doğduğu film, sadece geleceğe değil geçmişe ve günümüze bir gönderme. 

Bu yazıda filmin konusundan çok nereye gittiğini anlatmaya çalışacağım. Anthony Burgess 'in romanından uyarlanan film 1971 yapımı ve 137 dakikadır. (Anthony Burgess için deepshot: yanlış teşhis nedeniyle bir seneden az ömrü kaldığını sanan yazar bu kısa sürede beş roman yazar. Bunlardan biri A Clockwork Orange 'tır. Kitabı okumayanlar için Aziz Üstel çevirisi tavsiyemdir.) Bildiğimiz ahlaki değerlerin daha farklı olduğu alternatif bir gelecek verir bize film. Alex(Malcolm McDowell) 'in hayatına kısa ama vurucu bir bakış atan A Clockwork Orange, gençlik kibirinin esiri olmuş sistemi reddeder bir halde çetesiyle beraber suç içindedir. İhanetle tanıştıktan sonra sistemin bir getirisi olarak ıslah edilmenin ne olacağıyla tanışmak zorundadır. Ama iktidarın onu topluma geri yollamak için farklı düşünceleri vardır. Suç, ihanet, ceza, ıslah, iyileşme, topluma geri sürülme, tutunamama, arada kalma, kullanılma...

McDowell, içinde sakladığı cevherden mi bilinmez tek gerçek oyunculuğunu bu filmde biz yansıtır. Bunu da gençliğin verdiği masum kibirin altına saklayan psikopatı vererek başarır. Filmin başında Alex 'e duyulan nefreti izlerken yanında olanların ileride cezalandırıcı olması devlet ahlakına ne bir gönderme içerebilir ne de izleyicide imalı bir şekilde soru işaretleri bırakabilir. İzleyicide en başta tiksinme duygusu uyandıran karakter Pavlov 'un köpeklerinden çokta uzak olmayan bir yöntem ile topluma sürüldüğünde izleyicide oluşan tiksinme, acımadan öteye gidemez.

61 haftalık muhteşem gösteriminden sonra A Clockwork Orange 'ın İngiltere macerası Kubrick 'in isteğiyle sonlandırıldı. Filmin şiddet sahnelerinin insanları kışkırttığını düşünen basın, Kubrick Ailesi üstünde bir toplum baskısı oluşturdu. Asıl gerçekse İngiliz bürokrasisine göndermelerde bulunması kesinlikle olamazdı!

Kubrick, filmde uzak durulması gereken bütün değerlere bir göz gezdiriyordu. İktidar mücadelesi, dine bakış açısı, aile anatomisi, yani sistemin çarkı olan her şeyin bulunabileceği yer A Clockwork Orange. Bu da filmin uzun süre yasaklanmasına, bazı ülkelerde gösterimden kaldırılmasına neden olacaktı. Bu yüzden küçük bir duraklama çağı yaşadı A Clockwork Orange.

27 Nisan 2012 Cuma

Eyes Wide Shut(1999)

Büyük usta Stanley Kubrick 'in son filmi büyük bir gizem perdesiyle açılmayı bekliyor. Pandora Kutusu misali orada duruyor yıllardır. 

Film baştan sona bir bağlanamamazlık bir yere oturamamazlık içinde soru işaretleriyle başlayıp soru işaretleriyle bitiyor. Her izleyen farklı yorumlasa bile işin içinde bir kitap, yani bir kaynak noktasını usta bize işaret ediyor: Arthur Schnitzler 'in "Traumnovelle" kitabı.
1998 yapımı filmin konusu ise William Harford ve Alice Harford çiftinin hayatlarında bulunan enteresan bir virajdan kesitler sunuyor bize. Bu viraj içinde saplantılı ilişkilerin, evliliklerin, aldatmaların, tarikatların psikanalizini bulunduruyor denilebilir. Tam bir konu olmaması(ki bu işin bencesi) filmin türünü de somutlaştıramayan bir etken.
Film çekimi sırasında evli olan ve süper performanslar sergileyen Nicole Kidman ve Tom Cruise 'un daha sonra boşanmaları sürpriz olmasa gerek. Kubrick 'in sinemada beklediği gerçekçilik yüzünden en küçük bir sahneyi yüz kere tekrar ettirmesi şaşırmadan tahmin edilesi bir durum.
Eyes Wide Shut 'ın kendini ele vermeyen birçok yönünden bir tanesi de müzikleri. Sinemayı müzikle bir bütün şekilde hareket ettiren Kubrick, Pandora 'yı müzik kutusu haline getirmiş. En büyük işareti de Masked Ball - Jocelyn Pook.

Hiçbir şey anlatamadan özerlersek; Eyes Wide Shut, tamamıyla "varoluşı sorgulayan bir resim".



28 Şubat 2012 Salı

Citizen Kane(1941)




1941 yapımı bu başyapıt Orson Welles 'in ilk uzun metrajlı filmi.

Welles 'in hem yönetip aynı zamanda başrolünde oynadığı Citizen Kane, çekim teknikleri ve ışık kullanımında getirdiği yeniliklerin yanında çarpıcı bir senaryoya sahip.

Dokuz dalda Akademi Ödülü 'ne aday olup, bir dalda (En İyi Senaryo) Oscar alması filmi izledikten sonra yaşanacak hayal kırıklığının ta kendisi.

Filmin konusuna gelince, dönemin medya patronu Charles Foster Kane kendi yaptırdığı ve ölümüne kadar kimsenin keşfedemeyeceği enteresan malikânesi Xanadu 'da ölür. Son sözü ise izleyicinin de film boyunca filmde ki gazeteciler gibi arayışında olacağı "rosebud" dir. İzleyicilerin "rosebud" in ne olduğu merakı film ilerledikçe artacak, bu sırada da Charles Foster Kane 'in kim olduğu, nasıl bir kişiliğe sahip olduğu arka planda sunulacaktır.

Filmin konusu, çekim tekniklerindeki yenilikler, yönetmenlik adına yenilikler bir yana Orson Welles 'in oyunculuğu mükemmele yakındır. Kane 'in Xanadu 'daki son sahnesi yüzlerce kez izlenebilir.

Amerikan Sinema Endüstrisi nasıl oldu da bu kadar ilerledi bilinmez ama ilk adımı Orson Welles ile atmış olabilir.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Serpico(1973)





Film Peter Maas 'in çok satan biyografi kitabından uyarlanarak çekildi.

Filmin yönetmenlik koltuğuna ise 12 Angry Men ve Dog Day Afternoon gibi unutulmaz filmlerinde koltuğunda oturan Sidney Lumet oturur.

Francisco Vincent Serpico ‘nun gerçek hayat hikayesini anlatan film o yıllarda ayyuka çıkan polis teşkilatı içinde dönen, rüşvet çemberinin içinde kalan, işini düzgünce yapmak isteyen Frank Serpico(Al Pacino) 'nun etrafında döner.

Frank Serpico polis akademisinden yeni mezun olmuş hayatı tanımaya yeni başlamış genç bir polistir. Onu diğerlerinden ayıran özellik ise namusunu ön planda tutması ve hayatını bir hippi gibi yaşamasıdır. Bu özelliklerinden dolayı ne kendine bir yer edinebilecek ne de olduğu yerde huzuru bulabilecektir. Hayatında ki gelgitler izleyiciye "bu işin sonu ne olacak" sorusundan bir adım bile uzaklaştırmayacaktır.

The Godfather(1972) 'dan  hemen sonra çekilen film Al Pacino 'nun gelişmekte olan oyunculuğunu izleyiciye bütün çıplaklığıyla gösterir, filmi bir boyuttan alıp diğer bir boyuta atar. Filmi izlerken Al Pacino olmasaydı ne olurdu, Frank Serpico 'nun yalnızlığı havada kalabilir miydi soruları Al Pacino 'nun oyunculuğunu kanıtlar nitelikte.

Al Pacino 'ya yan rollerde Tony Roberts , John Randolph , Barbara Eda-Young, Cornelia Sharpe eşlik eder.

Al Pacino 'ya Altın Küre ve David di Donatello ödüllerini kazandıran film, En İyi Erkek Oyuncu  ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında da Oscar 'a aday gösterildi.

Al Pacino 'nun oyunculuğunu görmek, Frank Serpico 'nun hayatına Sidney Lumet 'in gözünden bakmak isterseniz güzel bir dönem filmi.