17 Ağustos 2011 Çarşamba

The Basketball Diaries
















Uzun zamandır merak edipte izlemediğim filmlerden biriydi The Basketball Diaries. DiCaprio ön yargımdan ötürü, onun filmlerini izlemek için biraz fazla düşünüyorum sanırım. Bugün IMDB 'de gezerken tesadüfen gözüme çarptı ve birkaç saatlik boşluğumdan yararlanıp filmi izledim. Daha önce hakkında hiçbir şey okumadığım bu filmin konusu, beklediğimden çok farklı çıktı. İsmini gördüğüm zaman -doğal olarak- ana teması basketbol olan bir film olduğunu düşünmüştüm. Fakat basketbolla irintili olmasına rağmen filmin anlattığı şey oldukça farklı. 

Film 1995 yılında yapılmış. Gerçek bir hikayeden uyarlama olan senaryo, önce kitap olarak yayınlanmış daha sonra bu kitap filme aktarılmış. Film, yönetmeni Scott Kalvert 'in uzun metrajlı iki filminden ilki. Yönetmenin adını daha önce hiç duymamıştım. Filmin başrolünde ise Leonarda DiCaprio oynuyor. Şu an oldukça popüler olan Mark Wahlberg, Juliette Lewis gibi isimleri de gençlik halleriyle filmde görüyoruz.




Film, ergenlik yaşlarında olan Jim Carroll(Leonardo DiCaprio) 'ı anlatıyor. Bir katolik lisesinde okuyan Carroll, bir grup arkadaşıyla beraber, her türlü serseriliği yapmaktadır. Aynı zamanda çok iyi basketbol oynayan bu grup okulun basketbol takımını da sürüklemektedir. Başından geçen olayları da sürekli olarak defterine yazan Jim Carroll, bu şekilde yaşadıklarını günlük halinde toplamaktadır. Filmin, adını Jim Carroll 'ın tuttuğu bu günlüklerden aldığını anlamak güç değil. Arkadaş grubuyla beraber ilk başlarda sigara içmek, okuldan kaçmak gibi küçük serserilikler yapan Jim, yavaş yavaş dibe vurmaya başlar ve bu tarz alışkanlıklar yerini otomobil hırsızlığı, uyuşturucu kullanma gibi bedeli ödenmesi zor olan alışkanlıklara bırakır. Anlatımı ağırlıklı olarak uyuşturucu üzerinden gelişen film, arkadaş grubunun dağılması, gündelik alışkanlıkların farklılaşması, aile bağlarının zedelenmesi ve hayata dair hemen her şeyden kopma gibi şeylere kadar pek çok konudan bahsediyor. Tabi bunlar hep uyuşturucunun etkisi olarak gelişiyor.




Notlarıma gelirsek, Leonardo Dicaprio kesinlikle çok iyi iş çıkarmış ve oynadığı role çok yakışmış. Bir türlü ısınamadığım bir aktör olmasına rağmen, The Basketball Diaries adına çok beğendiğimi söyleyebilirim. Catch Me If You Can 'den sonra en çok yakıştırdığım rolü buydu dersem yanlış olmaz. Onun dışında, konu başarıyla işlenmiş. Uyuşturucuya giden yol, zararlı arkadaşlıklar gibi temalar gerçek hayata uygun biçimde anlatılmış. Filmin adı çok fazla konusunu yansıtmasa da, bu günlüklerin basketbol ile bağdaştırılması hoş bir detay olmuş. Bir diğer konuda, sahnelere göre seçilmiş birkaç başarılı şarkı mevcut. Özellikle Riders On The Storm 'un çaldığı yere dikkat diyorum. Jim 'in annesiyle kapı arkasından konuştuğu sahnede ise boğazınızın düğümlenmesi kuvvetle muhtemel ve olası. 

Gel gelelim her türlü iyi ayrıntıya rağmen filmin çapının olduğundan daha fazla büyüyememesine sebep olan ayrıntılar olduğu fikrindeyim. Jim uyuşturucu bağımlısıydı, hapse girdi, orada birçok şey yaşadı, sonra hapishaneden çıktı ve uyuşturucudan kurtulmuştu. Bütün bu bahsettiğim süreç filmde sadece birkaç dakika anlatılmış. Hapishanede neler olup bittiğinin anlatılması gerekirdi. İster istemez "bu ne şimdi bu adam filmdeki bir dakika içinde bütün geçmişini geride bıraktı yani öyle mi?" demekten alamadım kendimi. Ayrıca arkadaşlarının akıbeti ve yaşadığı süreçler daha ayrıntılı anlatılıp sonuca bağlansa daha etkileyici olabilirdi. 




Sonuç olarak The Basketball Diaries, bir Requiem For a Dream etkisi yapmasa da vasatın üstünde bir uyuşturucu temalı dibe vuruş filmi olmuş. Uyuşturucuyu anlatan bir film olduğu için daha sert bir film yapılabilirdi belki ya da benim öyle genel bir beklentim var bilemiyorum. İzlenebilitesi fena sayılamayacak bir film denilebilir. Bu arada internette bir yorumda okuyunca dikkatimi çekti belirtmekte de fayda görüyorum, filmde bir miktarda 90'lar kokusu almanız mümkün. Özellikle giyim tarzı size o yılları hatırlatabilir. Benim gibi boşlukta olduğunuz bir vakitte aradan çıkarmak için iyi bir seçenek. Şimdiden iyi seyirler...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder