24 Kasım 2013 Pazar

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört


















Yaklaşık üç buçuk aydır hiçbir şey yazmadım buraya. Aslında blog olayını artık bırakmaya da karar vermiştim ama boşluğunu hissetmedim desem yalan olur. Bırakmanın sebebi ise motivasyon eksikliği. Açıkçası okunmadığını ve bu yüzden bırakmaya karar verdiğimi söylemem doğru tanımlama olur. Sonuçta bu yazıları insanların okuması için yayınlıyoruz ve beklediğimizi alamayınca ister istemez hevesimiz kırılıyor. İlgiyle takip ettiğim pek çok blog aynı akıbete uğradı. Ara ara bazı filmler ve kitaplar için bu süreçte bir şeyler yazmayı düşündüm ama bu hamle için George Orwell 'ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabını okumam gerekmiş onu anladım. Bir ay kadar önce İstanbul 'daydım ve kuzenimle kitaplardan konuşurken mutlaka oku dedi ve direk bir kitapçıya giderek edindik kitabı. Önerisi ve hediyesi için Umay Abla 'ma teşekkür ediyorum.

George Orwell 20.yy İngiliz Edebiyatı 'nın önemli isimlerinden bir tanesi ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ile Hayvan Çiftliği kendini biraz daha belli eden kitapları diyebiliriz. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört okuduğum ilk Orwell romanı oldu ve bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardandı. Umay Abla 'm da bahsederken favori kitabı olduğunu söylemişti ve bahsettiği kadar hatta çok daha fazlası varmış kitapta. 1903 - 1950 yılları arasında yaşayan Orwell hayatını veremden kaybetmiş ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 'ü yaşamının son döneminde yazmış.


GEORGE ORWELL


Bin Dokuz Yüz Seksen Dört geçmişten geleceği görerek yazılmış bir roman. Orwell 'ın o yıllarda geleceği bu kadar iyi görebildiğini okumak hayret verici doğrusu. Baskıcı bir rejim söz konusu, tek partili bir yönetim, her yerde her hareketinizi izleyen tele-ekran ve mikrofonlar, rejimin başında bulunan ve her an gözü üzerinizde olan Büyük Birader(Big Brother), düşünce polisi... Bireysellik yok, özgürlük yok, aşk yok, düşünmek yok... Sadece kayıtsız şartsız mutlak itaat söz konusu. Hatta bu kadarı da yeterli olmadığı gibi Büyük Birader 'i itaat etmekten hariç sevmek zorundasınız.

Bundan birkaç sene öncesine kadar okumuş olsaydım kuşkusuz kitabın çarpıcılığı bu derece olmazdı. Gezi Parkı Süreci 'ni yaşadığımız ve özgürlüklerle ilgili bu kadar çok tartışmanın ve gündemin olduğu son 5-6 aylık dönemde tek partinin hakim olduğu siyasi iktidar, kameralar, telefonların dinlenildiği ve sosyal medya hesaplarının takip edildiği düşüncesi, bireyselliğe müdahale, ötekileştirme ve bunun gibi konularla uzayıp gidebilecek bir listenin derinden ve her an tartışıldığı şu süreçte okunabilecek daha iyi bir kitap olabilir miydi bilmiyorum. 

Kitabın muhakkak ki günümüze etkisi de var. Örneğin yıllar öncesinde ülkemizde "Biri Bizi Gözetliyor" çılgınlığı vardı. Bugüne kadar ki yapılmış reality show formatındaki programlardan en çok ilgi görmüş olanlarındandır. O dönem orjinal formatın adının "Big Brother" yani "Büyük Birader" olduğunu duyduğum zaman verdiğim tepki "ne alaka ya?" olmuştu. Orwell 'ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabında yarattığı ve "Big Brother is watching you" sözü ile hafızalarda yer etmiş karakterden uyarlanma olduğunu kitabı okuyunca idrak ettim elbette.

Anlatacak daha pek çok şey var ama ben ciddi anlamda paslanmışım. O yüzden çok uzatmadan bağlayacağım yazının sonunu. Ben 12 Eylül sonrası bu ülkede yetişen şu meşhur apolitik neslin en önemli neferlerinden biriyim. Hatta dünyada uğraşacak bu kadar güzel şey varken insanların neden aktif siyasetle uğraştıklarına da çoğu zaman anlam verememişimdir. Bu hayatı yaşamak adına en önemli şeyin özgürlük ve eşitlik olduğunu düşünüyorum. Bunu sağlamayan herhangi bir siyasi rejimin kalıcı olması pek olası değil ki nüfusun neredeyse yarısının devlete muhbirlik yaptığı Sovyet Rusya 'nın bile yakın tarihte dağıldığını düşünürsek sanırım bu tezim yanlış sayılmaz. Bunlar siyaset, bunlar konuşulur, bunları konuşmak zevklidir de ama ben en çok "Big Brother" kavramında ve kitabın rahatsız edici sonunda kaldım. Şu an duvarınızda asılı olan bir tablodan izlendiğinizi düşünsenize. Bir Big Brother 'ımız olsaydı sizce de korkunç olmaz mıydı? 

2 yorum:

  1. Dediğin gibi 1984 bu günlerde tekrar okunası bir kitap.
    Ben blogunu yeni takip etmeye başladım, nereden ulaştığımı da şu an hatırlamıyorum açıkçası ve 3,5 aydır yazmadığının da farkında değilim dolayısıyla ama yazmaya devam etmen gerekiyor demektir bu:) Eski bir yazını beğenmişim ve takibe almışım demek ki.

    YanıtlaSil