18 Temmuz 2017 Salı

Nutuk


















Son bir yıldır Cumhuriyet Tarihi ve Atatürk'ü büyük bir ilgiyle okuyup araştırıyorum. Bu süreçte Nutuk'u es geçmek olmazdı. Pek çok farklı baskısı mevcut piyasada ve bir gün eve dönüş yolunda kendimi kitapçıda bulduğumdan araştırma yapma şansım olmadı. O yüzden idefix'te en çok satanlar listesinde gördüğüm, kapak resmini gördüğünüz İş Bankası Kültür Yayınları kopyasını edinerek okudum. ATASE başta olmak üzere bazı arşivlerden fotoğraflar mevcut kitapta ve dili de bugün kullanmakta olduğumuz kelimeler ile revize edilerek güzel bir baskı yapılmış. Anlaşılır olması açısından memnun kaldığımı söyleyebilirim.

Ülkenin eğitim sistemi malumunuz üzere perişan vaziyette ki kendi adıma bu ülkenin en büyük sorununun ülke tarihi boyunca bir türlü oturtulamamış, başarıya ulaşmamış ve bence en önemlisi istikrar sağlanamamış olan eğitim sistemi olduğunu düşünürüm. Hatta bununla ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum. T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı diye bir devlet kurumumuz var. Üniversite yıllarında yarı zamanlı olarak turizm işiyle uğraştığım dönemde bu kurumun bir toplantısında çalışmıştım. Almanya, Belçika ve Hollanda'da toplumda söz sahibi olan Türklerin katıldığı bir sempozyumdu. Doktorlar, avukatlar, mühendisler... Otelden havaalanına transferi olan, Belçika'da yaşayan bir hanımefendi ile yarım saat kadar sohbet etme fırsatımız olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam doktordu. Kendisi de eşi de Belçika'da doğmuş ve yetişmiş birer Türk idi. Belçika'da son dönemde ırkçılık hareketlerinin hızlandığından ve artık eskisi kadar rahat olmadıklarından bahsetmişti. Türkiye'ye geri dönüş planlarını sorduğum zaman, bunu sürekli düşündüklerini fakat iki çocuğunun eğitiminden vazgeçemediğini, Türkiye'de eğitim sisteminin ne kadar sıkıntılı olduğundan bahsetmişti. En basit şekli ile bir örnek vermek gerekirse Türkiye'de üniversite mezunu bir insan 10-15 sene kadar İngilizce eğitimi görüyor. Ben ilköğretimin ilk senesinde başlayıp üniversiteden mezun olana kadar görenlerdenim. Ne kadar İngilizce bildiğimiz konusunda ise takdir sizindir.

Eğitim sisteminden Tarih dersi de nasibini aldı elbette. Atatürk, Samsun'a çıktı. Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongreleri, Ankara'ya geldi Türkiye Büyük Millet Meclisini açtı, savaşta Yunan'ı denize döktük... Okuduğu okulların, annesinin ve babasının fotoğrafları her kitapta vardı zaten ki artık ezberimizdedir. İsmet İnönü, Kâzım Karabekir gibi isimlerle uzayıp giden silah arkadaşları listesini de biliriz ama çok detaylı değil. Meclisi açtı da elini kolunu sallayarak Ankara'ya gelerek "tamam, açtım bitti" deyince oldu mu bu iş? İşte bu ve bunun gibi daha pek çok detayı bilmek için okul eğitimi son derece yetersiz kalmıştı maalesef. En azından bizim zamanımızda öyleydi. Öğrenmek için birinci ağızdan bunları okumak gerekliydi ve Nutuk bu konuda sahip olunabilecek en önemli kaynak şüphesiz.

Nutuk, Atatürk'ün kaleminden yazılmış ve yine kendisi tarafından Cumhuriyet Halk Fırkasının ikinci kurultayında tarafından okunmuştur. 36,5 saat boyunca devam eden bu okuma 15 Ekim 1927 tarihinde başlamış, 20 Ekim 1927 tarihinde son bulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılmış olan bu okuma yerli ve yabancı pek çok basın mensubu tarafından da takip edilmiştir. "1919 yılı Mayısı'nın 19. günü Samsun'a çıktım." diyerek başlıyor metnine ve hilafetin kaldırıldığı döneme kadar gelen süreci anlatarak, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ile son buluyor. Güvenilir olmayan bir kaynaktan edindiğim bir bilgiye göre bu konuşma metni ilk olarak 1927 yılında biri asıl metin diğeri ise belgeler olmak üzere iki cilt olarak basılıyor. O dönemde Harf İnkılabı henüz yapılmadığı için Arapça harflerle baskı yapılıyor. Harf İnkılabı kabul edildikten okunması zorlaştığı için 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından üç cilt olarak tekrar basılıyor. Bugün geldiğimiz noktada ise çok farklı şekilleri ile bulmak mümkün. Dilinin sadeleştirilmiş olan baskılarından tutun, daha küçük yaştaki okuyucular için derlenmiş olanlarına kadar pek çok türde bulabilirsiniz. 

Nutuk'ta benim öğrendiğim en önemli detay, silahlı savaş haricinde kalan mücadelenin en az silahlı mücadele kadar çetin geçtiği. İktidar savaşları, sert muhalif çıkışlar, ihanetler... Atatürk'ün meclis başkanı seçilmesini engellemek için aday olacak kişinin Anadolu'da doğması veya Anadolu'da bir şehirde en az beş sene geçirmiş olmasının önerilmesi, Çerkez Ethem'in yaptıkları, Cumhuriyet fikrinin en yakınlarında bile yarattığı rahatsızlık, Yunan'a taarruzdan bir gece önce kendini Ankara'da göstermek için bir davet düzenlemiş gibi yapan üstün zekası, Lozan Antlaşması için görüşmelere İsmet İnönü'nün gitmesini istemesi üzerine karşılaştıkları... Bunlar gibi uzayıp gidecek uzunca bir mücadele listesi anlatılıyor ve yazımın en başında söylediğim gibi olanları birinci ağızdan okuduğunuz için kusursuz bir kaynak konumunda.

Atatürk ile ilgili konularda tarafsız kalamıyorum. Çünkü hayranım ona fakat hayranlığım bu ülkenin kurucusu olması, hayatının bir adanmışlık ile cephelerde başarılarla geçmesi, başta hukuk ve ekonomi olmak üzere yaptığı devrimler, inanılmaz zekası gibi detaylardan çok öte. İhanetin kol gezdiği yerde ağzını bu kadar sıkı tutabilmiş olmasına hayranım, planlama yeteneğine hayranım, temsil etmeyi başarabildiği insan kitlesinin büyüklüğüne hayranım, Hintli bir diplomata Atatürk'ü tanıyıp tanımadığını sorduğumda "elbette tanıyorum bütün dünya tanıyor" diye aldığım cevaba hayranım, hayatı cephelerde geçmiş olmasına rağmen sadece kayıtlı olarak yaklaşık 4000 kitap okumuş olmasına hayranım ve en önemlisi önünde hiçbir engelin duramadığı, hayalperestlikten uzak, müthiş kararlılığına hayranım. Biraz daha okudukça, biraz daha araştırdıkça, daha derinlere indikçe bu hayranlığım katlanarak artıyor. Nutuk ile başlayarak onu daha çok okumak, daha çok araştırmak, daha çok bilmek gerekir diye düşünüyorum. Atatürk'ü sevmek, onun izinden gitmek hepimize yeter, herkese yeter. Nutuk'u mutlaka okuyun. En azından bugünlere kolay gelmedik lafının bir klişeden ibaret olmadığını öğrenmiş olursunuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder